Parkinson Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Parkinson, beyin nöronlarının işlevsiz hale gelmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Kronik ve yavaş ilerleyen bir hastalık olması nedeniyle hareket bozukluğuna ve el ayak kondisyonu sorunlarına neden olur. İşlevsiz hale gelen nöronların bir kısmı hareket ve koordinasyonu etkileyen kimyasal dopamin salgılar.
  • Parkinson hastalığının ilerlemesi sonucu dopamin miktarı azalır ve hasta vücut hareketlerini kontrol edemez hale gelir. Dopamin seviyesinin azalmasına bağlı olarak hastalar herhangi bir hareketi başlatamaz ve kontrol edemez duruma gelir.
  • Yavaş ilerleyen bir hastalık olması nedeniyle belirtiler, tek taraftaki elin hareket ettirilmediği zamanlarda ortaya titreme halinde çıkar. Mimikler de yaşanan kayıp ile de ilerleme gösterir. İlerleyen zamanlarda titreme iki ele ve ayaklarda görülür.
  • Hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte semptomları azaltan ve yaşam kalitesini arttırmaya yönelik tedavi yöntemleri ve ilaçlar kullanılır. Parkinsonun ileri düzeylerinde tremonun yani titremenin aşırı baskın olması durumunda pil tedavisine başvurulur. Bu noktada hastaların uzman hekim tarafından düzenli takiplerinin yapılması ve ilaç düzeyinin hastalığın ilerleyişine göre düzenlenmesi önemlidir.
  • Parkinson belirtileri hastalara göre değişiklik gösterir. Fakat temelde şu dört motor belirtisi görülür: Vücutta titreme, kas katılığı, mimik kaybı, denge ve koordinasyon kaybı.
  • Hastalarda ise uyku-yeme bozuklukları, kronik ağrılar, idrar sorunları, kaygı ve depresyon, demans gibi faktörler ortaya çıkar. Nörolojik bir hastalık olmasından dolayı kesin nedeni henüz bilinmemektedir. Kişilik gelişiminde çeşitli faktörlerin etkili olduğunu yapılan araştırmalar göstermektedir.
  • Parkinson, beyin hücrelerinin kaybıyla beraber yavaş ilerleyen ve başlangıç belirtileri kesin olarak teşhis edilemeyen bir hareket bozukluğudur. Erkeklerde görülme oranı kadınlardaki görülme oranından 4 kat daha fazladır. 60 yaş ve üzeri kişilerde görülen bir hastalık olmasının yanında 20 – 40 yaş arasındaki bireylerde de görülebilmektedir. Dünyada görülme oranı ise diğer nörolojik hastalıklara karşın daha azdır.
  • Beynin içerisinde substabsiya nigra noktaları bulunur. Dopamin üreten nöronların yoğun olduğu kısımlarda görülür. Dopamin ise hareketlerin kontrol edilmesini ve hücrelerin birbiriyle iletişim kurmasına olanak sağlar. Dopamin seviyesinin azalmasıyla Parkinson belirtilerinin görülme sıklığı da artar.
  • Hareket uyumsuzluğu, yutkunma zorluğu, bir taraftaki elde titreme, mimiklerdeki kayıp belirtileri hastalığın ilk evrelerde olduğuna işaret eder. Aile üyelerinde Parkinson olan kişilerin bu hastalığa yakalanma oranları daha yüksektir. Aile üyelerinde Parkinson olanlar daha genç yaşlarda hastalığa yakalanma riski ile karşı karşıyadır.
  • Parkinsona kesin bir çözüm bulunamasa da uzmanlar nikotin tüketiminin dopamin hücrelerini koruduğunu belirtmiştir. Fakat nikotin kanser ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında başlıca etkendir. İçerisinde bulunan pek çok zehirli madde nedeniyle uzmanlar nikotin tedavisini kullanma taraftarı değildirler. Bu yüzden fiziksel aktiviteler, ilaç kullanımı, sağlıklı beslenme, düzenli uyku, nikotin içeren ürünlerden uzak durulması gibi yöntemler kullanılır.
  • Parkinson hastalığının ilerleyiş hızı oldukça düşük bir seviyededir. Başlangıç evresinde hareketlerdeki basit aksaklıklar şeklinde kendini gösterir. Daha yavaş konuşma şekli, mimikleri kullanamama, duruş bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması, titreme ve kollarda ağrı şeklinde belirtiler gösterir. Son derece yavaş ve gizli ilerleyen bir hastalık olduğu için yaşlılık, depresyon veya eklem ağrısı şeklinde algılanmaya yol açar.
  • İlk evredeki en belirgin belirtiler ise dinlenme esnasında tek taraftaki elin veya parmakların titremesidir. Bunun yanında yürüme ve koşma esnasında kolların bu hareketlerle uyumlu şekilde olmamasıdır. Zaman içerisinde ortaya çıkan ve daha belirgin olan titreme; genellikler eller, ayaklar ve çenede kendisini belli eder. Titreme belirtileri yaşamadan da hareketlerin ve konuşmanın yavaşlaması hastalığa dair bir işarettir. Evrelere ve türlere göre çeşitlilik gösteren bir hastalıktır Parkinson.
  • 1. evrede çoğu zaman anlaşılamayan oldukça basit belirtiler ile ortaya çıkar. Tek taraftaki elde veya el parmaklarında titreme ve yürüyüş bozuklukları olarak görülür. Belirtiler hasta tarafından fark edilmezken yakın çevresi tarafından belirtilir.
  • 2. evrede belirtilerin artması sonucunda hasta bunları fark etmeye başlar. Özellikle duruş ve yürüyüş bozukluklarındaki belirtiler önemli ölçüde dikkat çeker.
  • 3. evrede hastanın hareketleri gözle görülür şekilde yavaşlar ve denge problemleri kendini belli eder. Dengesinde hiçbir sorun olmayan hasta, iki ayak üstünde dururken bile dengesini kaybetmeye başlar. Bu evrede orta düzeyli işlev bozuklukları da belirtiler arasına girer.
  • 4. evrede titreme ve hareket etme bacaklarda yoğunlaşır. Hasta yürürken el ayak kondisyonunu kuramaz ve denge sağlamakta zorlanır. Hareketleri ağırlaştığı için gündelik yaşamında bir başka insana ihtiyaç duyar.
  • 5. ve en son evrede ise hastalık hastayı tamamen yatağa bağlı hale getirir. Yatakta olmayan hastalar ise tekerli sandalyeye bağlı duruma gelir. Hiçbir şekilde konuşma, hareket etme belirtileri gösteremez ve hayat boyunca bir bakım verene ihtiyaç duyarlar.
  • Parkinson teşhisi konulurken uzman hekim tarafından yapılacak fizik muayene kesin tanı koymada yeterli sayılır. Uzman hekim muayeneden önce hastanın öyküsünü dinler. Hastalığın kesin tanısını yapabilecek görüntüleme veya tanı kiti testi yoktur. Bu durumda uzman hekimin gerekli görmesi halinde radyolojik görüntüleme kullanılabilir.
  • Beyin hücrelerinin işlevsiz hale gelerek ölmesiyle oluşan Parkinson, benzer hastalıklar içinden tedaviye hızlı cevap veren bir hastalıktır. Diğer yandan hastalığın oldukça yavaş ilerlemesinden dolayı da devamlı olarak uzman hekim kontrolünde olması gerekir.
  • Yaşam kalitesini ciddi oranda azaltan ve belli bir evreden sonra tamamen ortadan kaldıran bir hastalık olduğu için, tedavi sürecine hastanın aile üyelerinin de katılması gerekir. Hasta bakımının sağlıklı şekilde yapılması ve hastaya yaklaşımın nasıl olacağı hakkında bilgilendirme yapmak tedavi için önemlidir.
  • Parkinson belirtilerinin görülmesiyle beraber bir sağlık kuruluşuna müracaat edilerek uzman hekim tarafından tedavi başlatılmalıdır. Hastalığın ilk evrelerinde yapılacak olan tedavi, yaşam kalitesini ve ilerleme hızını azaltır. Hastalığın evresine göre değişen tedavi sürecinde ilk öncelik hastanın kimseye bağımlı hale gelmeden yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır.
  • İlaç tedavisi Parkinson hastalığında önemli bir yere sahiptir. Bu sayede beyinde azalan dopamin seviyesinin korunması amaçlanır. Bu da sinirler arasındaki iletişimin devamlılığını sağlar. Tedavide son yapılan buluşlar ve gelişmelerle beraber pil tedavisinin de kullanıldığı görülmektedir. Beyin pili ile hasta yaşam kalitesini arttırırken hastalık belirtilerini azaltabilmektedir.
  • İlaç tedavisine ek olarak günlük düzenli yapılacak fiziksel aktiviteler de tedaviye olumlu düzeyde katkı sağlar. Fiziksel aktiviteler sayesinde hasta kendisini daha iyi hissederken kas sertleşmesinin ve hareket yavaşlamasının da önüne geçmiş olur. İlk evrelerde olan hastalar fiziksel hareketleri zorluk çekmeden yapabilir. Hastaya hareketli bir yaşam sürmenin tedavide önemli olduğuna dair cesaret de verir.
  • Uzman hekim tarafından verilecek olan fiziksel aktiviteler hasta yorgun düşmesine neden olmaz. Aksine hastanın kendisinde daha çok enerji hissetmenize katkı sağlar.
  • Beyin işlevlerinde bozukluk sonucu ortaya çıkan Parkinson kronik bir hastalıktır. O yüzden aile fertlerinde bu hastalığı yaşayan hastalar daha dikkatli ve kontrollü olmalıdır.
  • Oldukça yavaş ve sinsi şekilde ilerlediği için 10 yıllık bir süreci kapsar. Bu zaman zarfında sürekli olarak ilerlemeye devam eder.
  • 60 yaş ve üzeri kişilerde görülme sıklığı daha fazla olmakla beraber orta yaş grubunu da kapsamaktadır. Hastalığa yakalananların %5’lik kısmı ise 20 – 40 yaş arasındaki kişilerdir.

Bu sayfada yer alan ifadeler bağlayıcı ve tedavi maksadıyla kullanılmaya uygun değildir. Sağlık sorununuzun tedavisi için kendinize en uygun tedavinin geliştirilmesi için sağlık kuruluşlarından ve uzman hekimlerden bilgi alınız.

Leave A Comment

Blog