İnme Sonrası Demans: Sıklığı ve Risk Faktörleri

Demans; öğrenme, bellek, oryantasyon ve kişilik gibi insanın günlük hayattaki aktivitelerinde bozulmayı beraberinde getiren, sosyal ve iş hayatını etkileyen sinir sisteminde meydana gelen bir hastalık türüdür. Hastalık ilk başlarda kişinin fark edemeyeceği şekilde başlamakla birlikte sonralarında hızla ilerleyen bir süreci beraberinde getirmektedir.

Demanslı bireylerde hafıza ve kişinin hayatını devam ettirmesini sağlayan becerilerde bozulma, duygu kontrolü ve çevreye olan ilginin azalması gibi temel özellikler görülür, düşünce içeriği azalmaya başlar ve kişilik değişiklikleri de ortaya çıkabilmektedir.

İnme ise tüm dünyada yaşlı nüfus için önemli sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İnmeden sonra yaşamını sürdürebilen hastaların büyük bir kısmında, kişinin sosyal ve mesleki işlevlerini ve aile yaşamını ciddi biçimde etkileyen kalıntı fiziksel ve bilişsel yeti yıkımı ve davranışsal değişimler gözlemlenmektedir.

Kişinin çevresinden yardım almadan yaşamasına engel olan ve kişinin hayatını etkileyen en önemli komplikasyonlardan biri inme sonrası demansdır. İnme geçiren hastalarda demans sıklığının ortalama on kat arttığı, ortalama inme sonrası demans hastalığının yaygınlığının %30 civarında olduğu bildirilmektedir.

Ülkemizde ve dünyada yaşlı nüfusun giderek artması ve yoğun bakım ünitelerinin yaygınlaşması sonucunda inme sonrası ölümlerin azalması, İnme sonrası demans sıklığının ve dolayısıyla topluma olan maliyetinin ileride daha da artacağını göstermektedir. 

İnme sonrası demans gelişimine neden olduğu düşünülen hipertansiyon, diabetes mellitus, atrial fibrilasyon , myokard enfarktüsü , kalp yetmezliği gibi çeşitli olası risk etkenleri sadece inme sonrası demansa değil, aynı zamanda inme oluşumuna da ortam hazırlayabilmektedir.

Benzer biçimde aynı yaş aralığında karşımıza çıkan Alzheimer hastalığı gibi dejeneratif demansların ilk kez inme sonrası ortaya çıkabileceği, vasküler süreçlerin bu hastalığın da ortaya çıkma ve ilerleme sürecini etkilediği bildirilmektedir.

Bu nedenlerle bu risk etkenlerinin belirlenmesi ve kontrolünün, İnme sonrası demansın yanı sıra dejeneratif demansların da ortaya çıkışını da azaltabilmektedir. Yapılan pek çok araştırmadan elde edilen sonuçlar, felç geçiren kişilerin yaklaşık yüzde 10’unun felçten sonraki ilk yıl içinde bunama geliştirebileceğini göstermektedir.

İnme, beyin kan damarlarının bir hastalığıdır. İnmenin başlıca iki nedeni vardır. Birincisi beyin damarlarının tıkanması ve buna bağlı olarak kanlanmayan beyin dokusunun beslenememesidir. İkincisi ise kan damarının yırtılmasıyla oluşan beyin kanaması sonucu beyin dokusunun bası altında kalması ve beslenememesinden kaynaklıdır.

Beyin damarlarının tıkanıklığına bağlı inmeler, beyin kanamasına bağlı inmelerden daha sık görülürler. Beyin damar tıkanıklığı, beyin damarında meydana gelen yağ birikintisinin damarı daraltması sonucu veya damar sertliği sonucu oluşabilir. 

İnmenin toplumda en çok görülmekte olan belirtileri, vücudun bir yarısında gelişen ani felç ve duyu kaybı, konuşma bozukluğu, denge bozukluğu ve görme kaybıdır. 

İnmenin diğer göstergelerinden bazıları hafıza, düşünme, organizasyon, akıl yürütme veya yargılama gibi bilişsel işlevlerde azalma yer alır. Bu belirtiler günlük aktiviteleri etkileyecek kadar şiddetliyse ve artış gösteriyorsa bu durum artık demans adını almaktadır.

İnmede görülen bilişsel işlevlerde azalma, diğer demans türlerinden ayırt edilmek için, vasküler demans veya vasküler bilişsel bozukluk olarak adlandırılır. Vasküler demans, Alzheimer hastalığından sonra bunama nedenlerinde ikinci sırada yer alır. Altta yatan vasküler hastalığın (hipertansiyon vb.) tespit edilip erken tedavi edilmesi ile vasküler demans önlenebilir.

İnme geçiren yaklaşık 4 kişiden 1’i demans belirtileri göstermektedir. İnme geçirmiş kişilerin, inme geçirmemiş kişilere kıyasla bunama riski çok daha fazladır. Yaş, demans için bilinen en güçlü risk faktörü olsa bile yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Dahası, demans sadece yaşlıları etkilemez.

Kaynakça:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5641826/

Leave A Comment

Blog