Depresyon ve Demans İlişkisi

Depresyon ve demans arasındaki bağlantı sıkça sorulan sorular arasındaki popülaritesini koruyor. Depresyon, uzun süren ve günlük yaşamınızı etkileyen düşük bir ruh halidir. En hafif haliyle, depresyon sadece moralinizin bozuk olması anlamına da gelebilmektedir. Normal hayatınızı sürdürmenizi engellemez, ancak her şeyi yapmayı zorlaştırır ve daha az değerli görünmesini sağlar. En şiddetli haliyle depresyon yaşamı tehdit edebilir çünkü intihara meyilli hissetmenize de neden olabilmektedir. Hepimizin ruh halimizin düşük olduğu ve hayata dair üzgün veya mutsuz hissettiğimiz zamanlar olur. Genellikle bu duygular zamanı gelince geçer. Ancak duygular hayatınıza müdahale ediyorsa ve birkaç hafta sonra geçmiyorsa veya birkaç gün boyunca tekrar tekrar geliyorsa bu depresyonda olduğunuzun bir işareti olabilir.

Depresyon yaşam boyu oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Her 5 kişiden 1’i yaşamları boyunca bir depresif dönem yaşar.  Buna karşılık demans da yaşamın ilerleyen dönemlerinde yaygındır. Demans hastalığında 65 yaşından sonra her beş yılda bir risk ikiye katlanmaktadır. Literatür, depresyon ve demans arasında bir ilişki olduğunu öne sürmektedir. Aynı zamanda artan kanıtlar depresyonun zamanlamasının, ilişkinin doğasını tanımlamak için önemli olabileceğini ima ediyor. Özellikle, erken yaştaki depresyon veya depresif semptomların, sürekli olarak demans riskinde 2 kat veya daha fazla artışla ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Buna karşılık, ileri yaş depresyonu çalışmaları daha çelişkilidir ancak çoğunluk bir ilişkiyi desteklemektedir. Ancak yine de bu ilişkinin doğasının belirsiz olduğu belirtilmektedir. Depresyonu demansa bağlayan olası biyolojik mekanizmalar arasında vasküler hastalık, glukokortikoid steroidlerdeki değişiklikler ve hipokampal atrofi yer alır. β-amiloid plakların artan birikimi, inflamatuar değişiklikler ve sinir büyüme faktörlerinin eksiklikleri nedenler arasında gösterilmektedir. Depresyon için tedavi stratejileri bu nedenlere müdahale edebilir ve buna bağlı olarak demans riskinin de yüzdesini değiştirebilmektedir.

Nüfusun yaşlı kesiminin mevcut ve öngörülen büyümesi göz önüne alındığında, depresyon ve demans riski arasındaki bağlantının daha iyi anlaşılması, özellikle olası tedavi ve önleme açısından önemlidir.  Alzheimer hastalığı (AH) olan hastaların yüzde 20’ye kadarında ve vasküler demansı (VaD) olan hastaların yüzde 50’sine kadarında görülen majör depresif bozukluk demanslı hastalarda yaygın olduğu da gözlemlenmiştir.

Ek olarak, depresyon ve demans farklı klinik durumlar olarak kabul edilmekle birlikte, dikkat ve işleyen bellekte bozulma, uyku düzenlerinde değişiklikler ve sosyal ve mesleki işlevlerde azalma gibi bazı ortak semptomları paylaşmaktadırlar. Yakın zamanda yapılan on altı çalışma, ileri yaş depresyonu ve demansı incelemiştir, 12’si ileriye dönük, 2’si ise kesitsel, 2 tanesi ise meta-analiz olarak kategorilendirilmiştir.

12 prospektif çalışmanın 6’sı, ileri yaş depresyonunun 2 ile 5 kat artmış demans riski ile ilişkili olduğunu destekleyen kanıt bulmuştur. Erken yaşam depresyonu ile ilişkili demans riskini araştıran son çalışmalar, vaka-kontrol ve ileriye dönük kohort çalışmalarını içeriyordu. Bu çalışmada hem tarihsel depresyon teşhisi ölçütlerini hem de semptomlar veya teşhis için standart araçlar kullanılmıştır. Birlikte bu çalışmalar, daha erken yaşam veya erken depresyon başlangıcının demans geliştirme riski ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermiştir.

Anksiyete Demans Riskini Artırır mı?

Anksiyete demans için potansiyel olarak değişebilir bir risk faktörü olarak öne sürülmüştür.  Ancak sonuçların hala tartışmalı olduğunu söylemek mümkündür. Demans, dünya çapında hastalığa yakalanan deneklerin sayısının artması ve bunun hastalar, aileleri ve toplum üzerindeki yükü nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bir halk sağlığı önceliği olarak kabul edilmiştir. Hastalığın geri döndürülemez doğası ve etkili tedavi eksikliği nedeniyle önleyici stratejiler tasarlamak için demans için potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörlerinin belirlenmesi bir araştırma önceliği halini almıştır.

Anksiyetenin prodromal bir semptom mu yoksa demans için bir risk faktörü mü olduğu tartışmalıdır. Depresyon, anksiyete veya sinirlilik gibi duygusal düzensizliğin sürekli ve etkili semptomları, 50 yaşından büyük erişkinlerde bilişsel gerileme ve bunamanın öncüsü olarak kabul edilen Hafif Davranış Bozukluğu (MBI) yapısına dahil edilmiştir.

Depresyon mu Demans mı?

Entelektüel gerileme yaşayan yaşlı yetişkinlerde, bazen bunun demans mı yoksa depresyon mu olduğunu söylemek zordur. Her iki bozukluk da daha sonraki yıllarda yaygındır ve her biri diğerine yol açabilir. Yaşlılarda depresyon, aynı zamanda, enerji veya çaba eksikliğinden kaynaklanan belirgin bir entelektüel düşüş olan yalancı bunama adı verilen bir fenomene de yol açabilir. Bu sorunu yaşayan kişiler genellikle unutkandır, yavaş hareket eder ve düşük motivasyona ve zihinsel yavaşlamaya sahiptir. Depresyonda görünebilirler veya görünmeyebilirler. Bu sendrom, depresyon tedavilerine iyi yanıt verir. Ruh hali düzeldikçe kişinin enerjisi, konsantre olma yeteneği ve entelektüel işleyişi genellikle önceki seviyelere döner.  

Depresyon ve bunama belirli özellikleri paylaşsa da birini diğerinden ayırmaya yardımcı olan bazı farklılıklar vardır:

  • Zihinsel işlevsellikteki düşüş, depresyonda Alzheimer veya başka bir bunama tipinden daha hızlı olma eğilimindedir. 
  • Alzheimer’lı kişilerin aksine, depresyonlu kişiler genellikle yönelimlerini kaybetmezler. 
  • Depresyonu olan insanlar konsantre olmakta güçlük çekerken, Alzheimer’dan etkilenenler kısa süreli hafıza ile ilgili sorunlar yaşarlar.
  • Yazma, konuşma ve motor beceriler genellikle depresyonda bozulmaz.
  • Depresif kişilerin hafıza problemlerini fark etme ve yorum yapma olasılıkları daha yüksekken, demans hastaları bu tür değişikliklere kayıtsız görünebilir.

Tüm bu koşullar göz önünde bulundurulduğunda mümkün olduğunca daha stressiz ve düzenli bir yaşam engelleyici bir önlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Vücudun tehlikeli olabilecek bir duruma tepki vermesi gerektiğinde stres oluşur. Semptomlar kalp çarpıntısı, terleme ve gergin kasları içerir. Tehlike geçtikten sonra bu semptomların kaybolması beklenir, ancak bazı insanlar bu stresli duyguların devam ettiğini görebilir. Bu uzun süreli veya kronik stres çok ciddi olabilir ve bir kişi üzerinde duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak ciddi etkilere neden olabilir.

Depresyon ve demans arasındaki ilişki hakkında daha fazla bilgi almak için faydalı içeriklerimizi takip edebilir, anında bize ulaşabilirsiniz.

 

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Blog